
Sosyal medyada hâlâ en sık karşılaştığımız düşüncelerden biri şu: “Her gün mutlaka bir şey paylaşmalıyız.”
Oysa sosyal medya yönetimi, takvimde her gün boş kalan bir kutuyu doldurmak değildir. Bir hesabın sürekli paylaşım yapması, doğru kişiye doğru zamanda ulaştığı anlamına gelmez. Hatta bazen kaliteli bir içeriği yanlış saatte yayınlamak, o içeriğin hak ettiği ilgiyi görmesini engelleyebilir.
AJANS 12 olarak sosyal medya çalışmalarını yalnızca içerik hazırlayıp yayınlamak şeklinde ele almıyoruz. Hangi içeriğin, hangi gün ve hangi saatte paylaşılacağına da en az tasarım kadar önem veriyoruz.
Bir sosyal medya kullanıcısının gün içindeki davranışı tamamen rastgele değildir. İş, okul, trafik, yemek ve günlük yaşamın temposu sosyal medya kullanım alışkanlıklarını doğrudan etkiler.
Örneğin öğle saatlerinde insanlar yemek molasına çıktığında telefonlarına daha fazla zaman ayırabiliyor. Masada yemeğini yerken birkaç dakika Instagram’a bakmak, mesajları kontrol etmek veya kısa videolar izlemek oldukça doğal bir davranış.
Akşam saatlerinde ise durum daha da belirgin hale geliyor.
İnsanlar işten veya okuldan çıkıp eve geliyor, yemeklerini yiyor, biraz dinleniyor ve günün sonunda yeniden telefonlarına dönüyor. Asıl sosyal medya tüketiminin arttığı zamanlardan biri de bu dönem oluyor.
Bu yüzden örneğin bir restoranın yeni menüsünü, bir markanın kampanyasını veya tüketicinin dikkatini çekmesini istediğimiz bir ürünü, insanların yoğun şekilde işle meşgul olduğu bir saate bırakmak her zaman doğru tercih olmayabilir.
Özellikle kurumsal ve tüketici odaklı markalarda 16.00–18.00 aralığı, birçok insanın hâlâ işte, okulda, trafikte veya günlük işlerinin içinde olduğu bir zaman dilimi.
Bu saatlerde paylaşım yapmak kesinlikle “yanlıştır” demek doğru olmaz. Bazı sektörlerde ve bazı hedef kitlelerde bu saatler oldukça iyi sonuç verebilir.
Ancak örneğin amacı akşam saatlerinde yoğun şekilde tüketilecek bir içeriği, sırf “bugünün paylaşımını da yapmış olalım” düşüncesiyle 17.00’de yayınlamak doğru bir strateji olmayabilir.
İçerik doğru olabilir.
Tasarım iyi olabilir.
Metin başarılı olabilir.
Ama içeriğin karşısına çıktığı kişi o anda bakmıyorsa, bütün bu emek beklenen karşılığı bulmayabilir.
Bir sosyal medya paylaşımını yalnızca görsel ve metinden ibaret düşünmemek gerekiyor.
İçeriğin kendisi kadar:
Kime?
Nerede?
Ne zaman?
Hangi mesajla?
sorularının da cevabı olmalı.
Örneğin bir restoran için akşam yemeği öncesinde yayınlanan bir içerik ile sabah 10.00’da yayınlanan aynı içerik aynı sonucu vermeyebilir.
Bir gayrimenkul projesinin akşam evde dinlenen kullanıcıya ulaşması ile öğlen iş arasında hızlıca telefona bakan kullanıcıya ulaşması da aynı değildir.
Bir kurumsal hizmetin LinkedIn’de hafta içi çalışma saatlerinde aldığı etkileşim ile Instagram’da akşam saatlerinde alınan etkileşim de aynı davranış biçimine dayanmaz.
Tek bir “en doğru saat” yoktur. Doğru saat, markanın hedef kitlesine göre belirlenir.
AJANS 12 olarak içerik planlamasında önceliğimiz paylaşım sayısını artırmak değil, paylaşımların değerini artırmak.
Her gün içerik çıkarmak yerine bazı günler daha güçlü bir konuya odaklanmak, gerektiğinde fotoğraf ve video çekimini önceden planlamak, içerikleri bir takvim içinde hazırlamak ve yayın saatlerini hedef kitlenin davranışına göre belirlemek daha sağlıklı bir yaklaşım.
Çünkü sosyal medya hesabınızın dolu görünmesi ile etkili görünmesi aynı şey değildir.
Bazen haftada üç iyi içerik, her gün hazırlanan yedi sıradan içerikten çok daha güçlü bir sonuç verebilir.
İyi bir sosyal medya yönetimi yalnızca ajansın bilgisinden oluşmaz.
Markanın sahibi ve çalışanları da içerik üretim sürecinin önemli bir parçasıdır.
Hangi ürünün gösterileceği, hangi hizmetin anlatılacağı, hangi görüntünün çekileceği ve hangi detayın öne çıkarılacağı konusunda müşteriyi bilinçlendirmek gerekir.
Örneğin bir işletmede sadece “bugün birkaç fotoğraf çekelim” demek yerine;
Neyi çekiyoruz?
Neden çekiyoruz?
Bu görüntü nerede kullanılacak?
Fotoğraf mı, video mu daha doğru?
Dikey mi, yatay mı?
Hangi detay mutlaka görünmeli?
gibi soruların önceden cevaplanması gerekir.
Çünkü iyi içerik çoğu zaman paylaşım ekranında değil, kamera açılmadan önce hazırlanır.
Biz sosyal medyayı günlük bir görev listesi olarak değil, markanın dijital iletişim planının bir parçası olarak görüyoruz.
İçeriği oluşturuyor, markanın görsel diline uyarlıyor, gerektiğinde fotoğraf ve video üretimini planlıyor, hangi konuların işlenmesi gerektiği konusunda yönlendiriyor ve içeriklerin hedef kitleye uygun zamanlarda yayınlanmasını sağlıyoruz.
Amacımız “her gün bir şey paylaşmış olmak” değil.
Doğru şeyi, doğru kişiye, doğru zamanda göstermek.
Çünkü sosyal medyada başarı, yalnızca ne söylediğinizle değil; ne zaman söylediğinizle de ilgilidir.